İçeriğe geç

Tapuda izale-i şuyu ne demek ?

Tapuda İzale-i Şuyu Ne Demek? Mülkiyet Paylaşımının Tarihsel ve Ekonomik Arka Planı

Toprak, tarih boyunca hem ekonomik bir güç hem de sosyal statünün sembolü olmuştur. Ancak zamanla miras, yatırım ve ortaklık ilişkileri içinde ortak mülkiyet (şüyu hali) olarak adlandırılan durumlar ortaya çıkmıştır. Bu durumlarda bir taşınmaz üzerinde birden fazla kişinin payı bulunur. İşte bu ortaklığın sona erdirilmesi sürecine hukuk dilinde izale-i şuyu denir.

Bu kavram, hem tarihsel olarak Osmanlı’dan günümüze uzanan bir mülkiyet düzenleme geleneğini yansıtır hem de günümüz ekonomisinin adalet ve verimlilik dengeleriyle yakından ilişkilidir.

İzale-i Şuyu Nedir? TDK ve Hukuk Açısından Tanımı

Türk Dil Kurumu (TDK), izale kelimesini “ortadan kaldırma, giderme” olarak tanımlar. “Şuyu” ise “ortaklık” anlamına gelir. Dolayısıyla izale-i şuyu, “ortaklığın giderilmesi” demektir.

Tapu hukukunda bu terim, bir taşınmaz malın birden fazla kişiye ait olması durumunda, ortakların isteğiyle veya mahkeme kararıyla bu ortaklığın sona erdirilmesi sürecini ifade eder.

Bu süreçte amaç, paydaşların aralarındaki mülkiyet karmaşasını sonlandırmaktır. Eğer taşınmaz bölünebilir nitelikteyse paylar fiilen ayrılır; bölünemiyorsa taşınmaz açık artırma yoluyla satılarak gelir paydaşlar arasında bölüştürülür.

Tarihsel Arka Plan: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e

İzale-i şuyu kavramının kökeni Osmanlı Medeni Kanunu niteliğindeki Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’ye kadar uzanır. Mecelle’de ortak malların paylaşımı, miras hukukunun bir uzantısı olarak ele alınmış, toplumsal huzurun temeli kabul edilmiştir.

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı toprak sisteminde geniş ailelerin ortak mülkiyetinde bulunan tarlalar, zamanla üretim verimliliğini düşürmeye başlamıştı. Bu nedenle “izale” kavramı sadece hukuki değil, ekonomik bir zorunluluk olarak da görülmüştür.

Cumhuriyet döneminde ise 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu, bu geleneği modern hukuk sistemine uyarlamış ve tapu kayıtları üzerinden yürütülen resmi bir süreç haline getirmiştir.

Bugün, izale-i şuyu davaları hem bireysel mülkiyet hakkının korunması hem de ekonomik kaynakların daha etkin kullanılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Günümüzdeki Akademik Tartışmalar

Modern akademik literatürde izale-i şuyu, sadece bir hukuki paylaşım aracı değil, aynı zamanda ekonomik verimlilik ve toplumsal refah açısından da tartışılmaktadır.

Bazı hukuk ve ekonomi akademisyenleri, bu davaların mülkiyetin serbest dolaşımını hızlandırdığı, toprakların atıl kalmasını önlediği ve yerel ekonomiyi canlandırdığı görüşündedir.

Özellikle kırsal bölgelerde, bir tarım arazisinin miras yoluyla birçok hissedara bölünmesi, üretim kararlarını zorlaştırır. Bu durum, “ölü sermaye” olarak nitelendirilen, kullanılmayan toprakların çoğalmasına yol açar.

İzale-i şuyu yoluyla bu ortaklık ortadan kaldırıldığında, toprak tek bir kişinin mülkiyetine geçer ve üretim kararları daha kolay alınabilir.

Buna karşılık, bazı hukukçular bu sürecin ekonomik eşitsizliği artırabileceğini savunur. Çünkü maddi gücü yüksek paydaşlar, satış sürecinde diğerlerinin hisselerini satın alarak mülkiyeti tekelleştirebilir. Bu tartışma, izale-i şuyunun sosyal adalet ile piyasa verimliliği arasında nasıl bir denge kurması gerektiğini gündeme getirir.

Tapuda İzale-i Şuyu Süreci Nasıl İşler?

Bir taşınmaz mal üzerindeki ortaklığın giderilmesi talebi, öncelikle taraflar arasında anlaşmayla çözülebilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa, Sulh Hukuk Mahkemesi devreye girer.

Mahkeme, taşınmazın niteliğine göre iki temel yöntem uygular:

1. Fiili Taksim (Bölünme):

Taşınmaz fiziksel olarak bölünebiliyorsa (örneğin bir tarla veya arsa), her paydaşa eşit değerde bir kısım verilir.

2. Satış Suretiyle İzale-i Şuyu:

Eğer bölünme teknik olarak mümkün değilse (örneğin bir apartman dairesi), taşınmaz satışa çıkarılır ve elde edilen gelir paydaşlara hisseleri oranında dağıtılır.

Bu süreçte mahkeme bilirkişi raporları, ekspertiz değerlemeleri ve açık artırma usulü gibi adımlar büyük rol oynar.

Ekonomik Perspektif: Ortaklığın Giderilmesinin Toplumsal Etkileri

İzale-i şuyu davaları, bireysel hakların korunması kadar, toplumsal refahın yeniden dağılımı açısından da önem taşır.

Bir taşınmazın paylı mülkiyette kalması, hem vergi yükünü hem de yatırım potansiyelini düşürür. Bu durum, uzun vadede ekonomik durgunluk yaratabilir.

Oysa mülkiyetin tek bir elde toplanması, sermayenin aktif hale gelmesine, üretimin artmasına ve yerel ekonomilerin canlanmasına yol açabilir.

Bu yönüyle izale-i şuyu, sadece hukuki bir çözüm değil, aynı zamanda ekonomik dengeyi yeniden kuran bir araçtır.

Ancak bu sürecin adil, şeffaf ve hukuka uygun yürütülmesi, ekonomik faydanın topluma eşit şekilde yansıması açısından belirleyicidir.

Sonuç: Mülkiyetin Paylaşımında Denge Arayışı

Tapuda izale-i şuyu, sadece ortak mülkiyetin giderilmesi değil, aynı zamanda toplumsal düzenin ve ekonomik denge arayışının bir yansımasıdır.

Tarihsel kökenleriyle hukukun sürekliliğini, ekonomik etkileriyle de modern piyasanın dinamiklerini temsil eder.

Gelecekte mülkiyet ilişkilerinin dijitalleştiği bir dönemde, izale-i şuyu kavramı yalnızca mahkeme salonlarında değil, aynı zamanda ekonomik dönüşüm, verimlilik ve adil paylaşım tartışmalarının merkezinde yer alacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbonus veren bahis sitelerivdcasino bahis sitesibetexper.xyzbetci güncel girişhttps://betci.bet/betci.cobetci.co