İçeriğe geç

Teratojenik enfeksiyon nedir ?

Teratojenik Enfeksiyon Nedir? Bir Hikayenin İçinde

Hayat bazen bizi, ne kadar hazırlıklı olursak olalım, öyle bir yerden vurur ki kelimelerle ifade etmek imkansız hale gelir. Geçen yıl, bir sabah Kayseri’de güneş henüz doğarken, bir telefonla her şeyin değişeceğini fark ettim. O sabahki güneşin sıcaklığı, rüzgarın yumuşaklığı, tüm bunlar o kadar yersiz ve anlamsız geldi ki. Çünkü hayatımın en korkutucu, en belirsiz döneminin tam ortasındaydım ve yaşadığım şeyin adı “teratojenik enfeksiyon”du.

O An

Bir hafta önce, sevinçle haber verdiğimiz “hamileyim” cümlesinin ardından, vücudumun bana hiç beklemediğim bir oyun oynadığını fark ettim. İlk birkaç hafta her şey olağan görünüyordu. İyi hissediyor, her şeyin güzel olacağını umut ediyordum. Ama o sabah, telefonumda “doktor” adını gördüğümde midemde bir yumru belirdi. Beklediğim arama değildi bu. Aniden hissettiğim korku, yavaş yavaş derinleşen bir bilinçaltı telaşına dönüştü. Beni kaygılarımın kapalı odasına soktular.

“Teratojenik enfeksiyon” kelimeleriyle tanışmam böyle oldu. Bir şeyler yolunda gitmiyordu. İşte bu kelimelerin ardında, bebeğimin gelişimini etkileyebilecek, ona zarar verebilecek bir enfeksiyonun olduğu gerçeği vardı. Teratojenik enfeksiyonlar, gebelik sırasında fetüse zarar verebilen ve doğumda farklı fiziksel ya da zihinsel bozukluklara neden olabilen enfeksiyonlardır. Ama ben o an sadece bu kelimelerin ağırlığıyla boğuluyordum.

Çaresiz Bir Bekleyiş

Bir yanda doktorumun söyledikleri, diğer yanda karnımda hissettiğim o minik varlık… İçimden geçen her şey tam anlamıyla birbirini yalanlıyordu. “Hiçbir şey değişmedi, belki endişelenmene gerek yok” dedim. Ama o sabah güneş bana, her şeyin normal olduğu yalanını söyleyemedi. Yalnızca sessiz kaldı. O güne kadar tuttuğum günlüklerimi, içimi döktüğüm sayfaları bir kenara bırakıp, sadece beklemeye başladım. Her saat, her dakika bir parça daha kırıldım. Beklemek, insanın içine ne kadar korku ve belirsizlik sığdırabileceğini gösteriyor.

Ve o gün, bir diğer tıbbi testin sonucu geldi. Her şeyin doğru yolda gitmediğini öğrendim. Şok oldum. Gözlerim doldu. O an, bebeğimin sağlığını düşünmek dışında hiçbir şey düşünemiyordum. Teratojenik enfeksiyon, belki de en büyük korkumdu. Çünkü o, hayatın en hassas, en narin noktasına dokunuyordu. Her şeyin üzerine inşa ettiği minik bir hayat vardı ve her şeyin bir anda silinip gitmesi ihtimali, nefesimi kısıyordu.

Duygusal Bir Fırtına: Heyecan ve Korku Arasında

O günlerden sonra, her anım bir bıçak sırtında geçti. Bazen umudu kaybedip gözyaşlarıma teslim oldum, bazen de her şeyin bir şekilde düzelmesini umut ettim. O kadar karışıktı ki hislerim… Bazen hayatımda hiç olmadığı kadar güçlü bir inançla “her şey düzelecek” dedim. Bazen de ne kadar ağlasam da, her şeyin sonsuza kadar kaybolacağı gibi hissettim.

Bebeğimin hayatına dair tüm belirsizliklerin arasında, bir tek şey vardı: Ona dair sevgi. O minik kalp atışları, bana umut veren şeylerdi. Belki de teratojenik enfeksiyon ne kadar korkutucuysa, hayatı her yönüyle kucaklama isteğim de o kadar güçlüydü. Bu süreçte, bana en büyük desteği veren şey, aslında bu sevgi oldu. Korkularla başa çıkabilmek için, o minik varlığın her gün büyüdüğünü ve bir sonraki testin sonucunun daha iyi olacağına dair içimde bir umut vardı.

Ama aynı zamanda, sosyal çevremde bu konuda çok az destek bulduğumu da itiraf etmeliyim. Kayseri gibi bir şehirde, insanlardan tepki almak bazen zor olabiliyor. Kimse doğrudan bu konuyu gündeme getirmedi, ama gözlerindeki soru işaretlerini, gizli korkuları hissedebiliyordum. Belki de teratojenik enfeksiyon gibi bir durum, toplumda genellikle pek konuşulmayan bir konu. Kimse, belki de ne kadar derin olduğunu anlamadan, yaşadığımı yargılamak istemedi. Ama içimde büyüyen bu korku, yalnızca kendi iç yolculuğumun bir parçasıydı.

Umut ve Yeniden Başlamak

Günler geçtikçe, testlerin sonucu yavaş yavaş değişmeye başladı. Hala endişeliyim, hala korkuyorum. Ama şimdi, korkularım ve umutlarım arasında bir denge kurmaya çalışıyorum. Teratojenik enfeksiyon nedir diye soracak olursanız, bu basit bir kelime değil. Bu kelime, yaşadığım bir dönemin ve duyguların simgesi oldu. Ama aynı zamanda her şeyin geçebileceğini ve hayatın devam ettiğini de fark ettim. Her yeni güne, minik bir kalp atışını, her tek bir nefesin değerini yeniden öğrenerek başlıyorum.

Zamanla, o kaygılar yerini sabırlı bir bekleyişe bıraktı. Şimdi, sadece o minik varlığın dünyaya gelmesini sabırla bekliyorum. Her şeyin düzeleceğine inanıyorum ve bu inançla, o minik kalp atışlarını daha sık hissediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbonus veren bahis sitelerivdcasino bahis sitesibetexper.xyzbetci güncel girişhttps://betci.bet/betci.cobetci.co