Uyuşmazlık Ne Anlama Gelir?
Bazen, insanın içindeki boşluklar, dışarıdaki dünyadan çok daha derin olur. Kayseri’nin kasvetli sokaklarında yürürken, bir yanda koca koca apartmanlar, diğer yanda yalnızca bir avuç ağaç… Ne bir gülümseme ne de bir selam. Her şey rutine binmişken, belki de bir şeylerin eksik olduğunu anlamanın tam vaktiydi. Duygular birike birike taşar; en güçlü anlar, en sessiz anlarda yaşanır. Bugün, bir uyuşmazlığın tam ortasında durduğumu hissediyorum.
Bir Karar, Bir Uyuşmazlık
O gün, sabah erken saatlerde uyandım. Havada bir tazelik vardı ama içimde bir karanlık. Her şey yerli yerindeydi, ama ben… Ben yerimde değildim. Yavaşça yatağımın kenarına oturdum, penceremden Kayseri’nin kısıtlı ama güzel manzarasına bakarken, geçen haftalarda yaşadığım küçük bir tartışma geldi aklıma. İki hafta önce, en yakın arkadaşımla yaşadığım bir uyuşmazlık, içimde bir yara bırakmıştı. O an hissettiklerim, zamanla büyüyüp büyüyüp içimi sarmıştı.
O tartışmada, bir şeylere karşı gerçekten çok kızmıştım. Ama neydi? O an neyi savunuyordum? İkimizin de birbirimize karşı duyduğu sevgiyi anlamamıza engel olan neydi? Arkadaşım, basit bir şey söyledi ve ben aniden patladım. Anlatmak istediğim bir sürü şey vardı ama kelimelerim, duygularımın çoğunu geride bırakarak birbirine girdi. Kendimi anlatmaya çalışırken, bir anda her şey tersine döndü. Bir kelime, bir bakış, bir cümle. Ve o an, o küçük uyuşmazlık büyüdü, derinleşti.
Geri Dönüş Yoktu, Belki de…
Yazın sonlarına yaklaşırken, o kadar yorulmuştum ki. Şehirdeki her şey, beni daha fazla içine çekiyordu. Ama bir şey vardı; kendimi savunmam gerekmişti. Uyuşmazlık, yalnızca iki kişinin anlaşamaması değildir. Bazen bir kişinin kendini ifade etme çabasıyla başlayan bir iç yolculuk olabilir. O gün, hayatımda ilk defa “gerçekten kendim olmam gerektiğini” hissetmiştim. Yaşadığımız tartışma, bir yol ayrımına dönüşmüştü. Bütün düşüncelerim, birbirini kovalarken, o karanlık yerden çıkmaya çalışıyordum.
Ona her şeyin geçeceğini söylemek istedim. Ama o zaman, “geçmek” kelimesinin ne kadar anlamlı olduğunu bilmiyordum. Uyuşmazlık, her iki taraftan da bir şeyler bekler. İletişim eksikse, her şey donar. O an, doğru kelimeleri bulabilseydim, belki de işler daha farklı olurdu.
Uyuşmazlık ve İçsel Çatışma
Bir süre yalnız kaldım. Sonra bir gün, Kayseri’nin eski taş sokaklarında yürürken içimde bir kıvılcım belirdi. “Neden?” diye sordum kendime. Bütün o kızgınlık, o kırgınlık neyi çözüyor? O an, içsel çatışmamın farkına vardım. Uyuşmazlık, bazen sadece karşımdakinin söylediklerinden değil, kendi içimdeki duygulardan da kaynaklanıyordu.
Bazen insanlar, en sevdiklerine karşı bile kırılırlar. Bu, bir diğerinin hatası değil, kişinin kendi eksikliklerinden ya da korkularından doğan bir yansıma olabilir. Kendimle ilgili çok şey öğrendim. O zaman anlamıştım: Uyuşmazlık sadece başkalarıyla değil, kendimle de yaşadığım bir savaştır.
Bunu fark ettiğimde, kalbimdeki ağırlık bir nebze olsun hafifledi. Arkadaşımın söyledikleriyle kendimi tanımlamıyordum. Kendi kimliğimi, kendi içsel savaşlarım üzerinden inşa edebilirdim.
Kendimi Anlamak
Geçen zamanla birlikte, olaylar geride kalmıştı. Ama ruhumun derinliklerinde bir şeyler değişmişti. Kayseri’nin sabah serinliğinde, bir parkta yürürken, oraya gelmişken çok düşünmüştüm. O uyuşmazlık beni her anlamda dönüştürmüştü. Fark ettiğim bir şey vardı: Uyuşmazlık, aslında bir büyüme sürecidir. Başka insanlarla anlaşamasak da, içsel dünyamızla barışmak önemlidir.
Bazen, başkalarıyla aramızdaki küçük çatışmalar, kendi içimizdeki büyük soruları gün yüzüne çıkarır. İçsel bir huzursuzluk, bazen dışarıya yansıdığı zaman, biz de ilk başta bu dışsal çatışmayı sorunsuz çözebileceğimizi düşünürüz. Ama mesele, bu sorunun çözülmesinden çok, içsel çatışmalarımızı nasıl ele aldığımızdır.
O Anki Kırgınlık: Gerçekten Geçer mi?
Zamanla, çok şeyin geçmesi gerektiğini fark ettim. Ama en önemlisi, her şeyin geçmesi için kendimi affetmem gerektiği idi. O küçük uyuşmazlık, kalbimdeki boşluğu doldurmuştu. Ne kadar kızgın olsam da, bir şekilde içimdeki acıyı kabul ettim. Bir adım atmak gerekirdi; sadece başkalarından değil, kendimden de özür dilemeliydim. İçimdeki bu kırgınlık, bana daha derin bir anlam öğretti.
Bazen olaylar çok karmaşık olur. Hissettiklerimizle yüzleşmek, bazen karanlık bir yolculuğa çıkmamıza neden olur. Ama o yolculuk, bizi gerçeğimize yakınlaştırır. Uyuşmazlık, her zaman bir karşıtlıkla biter diye bir şey yoktur. Bazen, birine duyduğunuz öfke, o kişiyi değil, aslında kendinizi kırdığınızın farkına varmanıza yol açar.
Sonuçta
Uyuşmazlık, sadece bir karşıtlık değildir. İçsel bir yolculuktur. Bizi biz yapan şeyleri anlamak, bazen bir tartışmayla, bazen yalnız kalmakla gerçekleşir. Bu yazıyı yazarken, fark ettim ki, uyuşmazlıkla ilgili hissettiğim her şey aslında benim içsel yolculuğumun parçasıydı. O küçücük tartışma, bana büyümeyi ve olgunlaşmayı öğretti. Kimi zaman insanlar birbirini anlamaz; ama sonunda, belki de en önemli şey, kendimizi anlamak ve kabul etmektir.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken içimdeki boşluğun kaybolduğunu hissediyorum. Şimdi, bu boşluğa sadece kendi duygularımı koyuyorum. Belki de hayatta önemli olan tek şey, yaşadığımız uyuşmazlıkların, bizi ne kadar güçlendirdiğidir.